+ Webmaster Destek Platformu Smf,Php,vbulletin,Seditio,Asp,php,Html
Kullanıcı Adı: Beni Hatırla?
Şifre:

Reklamlar
  Mesajları Göster
Sayfa: [1] 2 3 4
1  Dini Bölüm / Islam Genel / : Peygamberi Efendimizin Allah'ın Vahyine ve Elçiliğine Kavuşması : 03 Haziran 2008, 21:20:09
saol
2  Havadan Sudan / Düzici resimler / Ynt: düzici resimleri : 16 Mayıs 2008, 19:56:34
cennet mubarek cennet!!
3  Havadan Sudan / Düzici resimler / Ynt: Düldül : 16 Mayıs 2008, 19:55:19
çıkmak siteyen yarsa bir gün çıkalım arkadaşlar  Kahkaha
4  Dini Bölüm / Islam Genel / Kur'an-ı Kerim Mucizesi : 09 Mayıs 2008, 18:23:57
Kur'an, insanlığın hakikî saadetini te'min edecek her türlü îtikad, amel ve ahlâk esaslarını ihtiva eder. Hem lâfzı, hem de mânası itibariyle, en büyük ve ebedi bir mu'cizedir.

Peygamberimiz bu hususta şöyle buyurmuştur:

"Hiçbir peygamber yoktur ki, onlara kendi zamanlarındaki insanların inandıkları kadar mu'cize verilmiş olmasın. Mu'cize olarak bana verilen ise, ancak Allah'ın bana vahyettiği (Kur'an)dır. Bunun için kıyâmet gününde ben, peygamberlerin en çok ümmeti bulunanı olacağımı ümid ederim."

Gerçekten de, diğer peygamberlerin mu'cizeleri devirleri geçtikçe bitmiştir. Kur'an mucizesi ise, kıyâmete kadar bâkîdir. Kur'an-ı Kerîm'in muhtelif âyetlerinde Kur'an'ın mu'cize olduğu hususu, ısrarla belirtilir:

"De ki, bu Kur'an'ın benzerini meydana getirmek için insanlar ve cinler bir araya gelseler ve hattâ birbirlerine yardım da etseler, onun gibisini meydana getiremezler..." (el-İsrâ, 88)

Nitekim, Kur'an'ın lâfzındaki üslûb ve belâgata, şimdiye kadar hiç kimse nazîre getiremediği gibi, bundan sonra da getiremiyecektir... Kur'an, lâfzı gibi, mânası bakımından da mu'cizedir. Peygamber Efendimiz okuma-yazma bilmezdi. Kimseden bir şey öğrenmemişti. Bu yüzden ümmî sayılıyordu. Böyle olduğu halde, onun ortaya koyduğu kitab, en yüksek hakikatları ihtiva etmekte; ilmin ve tecrübenin yüzyıllarca uğraşarak ortaya koyduğu birçok ilmî gerçekleri 14 asır evvel haber vermektedir. Bu da Kur'an'ın doğrudan doğruya Allah kelâmı olduğunu göstermektedir. Meselâ, Güneşin kendi etrafında dönerek, ayrıca kendine bağlı birçok gezegeniyle birlikte sâbit bir noktaya doğru yol aldığı; ehramların açılıp Firavun'un mumyalarının ortaya çıkarılması gibi ilmî ve arkeolojik keşifler, son asrın keşifleridir. Halbuki Kur'an bu ve bunun gibi birçok gerçeği, asırlar öncesinden haber vermiştir.

İlim ve fen ne kadar ilerlerse ilerlesin, Kur'an'a aykırı düşemez. Bil'akis müsbet ve içtimaî ilimlerin ilerlemesi Kur'an'ın tefsîrini ve açıklanmasını kolaylaştırır. Bediüzzaman'ın ifade buyurduğu gibi "Zaman ihtiyarladıkça Kur'an gençleşmekte; ihtiva ettiği hakikatlar daha parlak şekilde ortaya çıkmaktadır." Kur'an-ı Kerîm'in diğer bir mu'cizelik ciheti de, sonradan olacak birçok şeyleri önceden haber vermesidir. Verdiği haberler, sonradan aynen çıkmıştır. (Bizanslıların ateşperest İranlıları yeneceği; Mekke'nin fethedileceği haberleri gibi...)

5  Genel Kategori / İstek,Öneri,Şikayet / site düzeni hakkında : 04 Mayıs 2008, 11:22:15
oyun we program download bölümü biraz daha üstte olsa daha iyi olur bence . göze hoş gelir . en azından magazinin üstünde olsun
6  Genel Kategori / Hoşgeldiniz. Tanışalım mı?... / selamunhello! : 04 Mayıs 2008, 11:18:59
selamun aleykum beyler! gerçekten de güsel  bi site oluyo. kısa zamnda bu kadar gelişecegini düşünememiştim dewamı gelir inş. saglıcakla!!
7  SPoR DüNYaSı / Fenerbahçe / : En iyi oyuncu : 04 Mayıs 2008, 10:44:12
ben ce de carlos
8  Havadan Sudan / Düzici Genclik / : DÜZİÇİ'NİN TARİHİ : 04 Mayıs 2008, 10:24:49
düziçili olmak ayrıcalıktır!
paylaşım için saol!
9  Teknoloji Dünyası® / Program İndirme Alanı / : 1gb'lik Veriyi 4mb Yapmak Ister Misiniz??? : 04 Mayıs 2008, 10:13:04
sizde saolun beyler
10  Webmaster Teknoloji / Msn Nickleri / : msn iCin Süper NickLer Gelin : 04 Mayıs 2008, 10:05:16
paylaşım için saol!
11  Multimedia / Yerli Filmler / Dabbe : 02 Mayıs 2008, 21:46:58
Dabbe

Gece evinizde yalnızsınız... sıkıldınız ve canınız herzamanki gibi internete girmek istedi... Birkaç siteye baktıktan sonra maillerinizi kontrol etme zamanı geldi... Çok ilginç bir mail hem de en yakın arkadaşınızdan gelmiş... Maili açıyorsunuz... arkadaşınız size bir fotoğrafını göndermiş... Fakat fotoğraf hiç de sıradan değil... Arkadaşınız korkunç bir durumda sizden yardım istiyor... fotoğrafa dikkatle bakıyorsunuz... biraz daha dikkatli bakıyorsunuz.... ve Dabbe virüsü size de bulaşmış oluyor... Evet Kıyamete yakın dünyayı kasıp kavuracak ve elektromanyetik dalgalarla taşınarak hücreleri infect edecek bir virüsten bahsediyoruz... İnternete bağlanıp belirli bir ağa lokalize olduktan sonra bilgisayarınızın monitörü ve gözleriniz aracılığıyla, tıpkı kuduz virüsü gibi beyne ulaşacak bir virüs... Kıyamet virüsü... Beyninizin sonsuz görüntü üretme mekanizmasını harekete geçirerek size hayalinizin bile kaldıramayacağı korkunçlukta görüntüler gösteren bu virüs Dabbe filminin ana eksenini oluşturuyor... .
Dabbe, Kuran-ı Kerimde Neml suresi 82.ayette geçen ve 1300 yıldan fazladır İslam alimlerinin ne olduğu hakkında ortak bir zeminde buluşmadıkları bir varlıktır... Kıyamete çok yakın çıkacağına inanılan bu varlık, topraktan çıkacak, herkese aynı anda etki edecek, onlarla konuşacak ve şimdiye kadar yeryüzünde eşi benzeri görülmemiş bir şiddet uygulayacak. Dabbe isimli Türk korku filmi bu varlığın interneti ele geçirerek sanal gibi görünen, sinsi ve insana hızla bulaşan bir virüs olabileceği iddiasında... Bunun için filmde bir çok kanıt öne sürülmüş... Bunlardan biri Dabbe kelimesinin köken olarak örümcek ağı gibi yayılan şey anl***** gelmesi(WWW-worlwideweb)... topraktan çıkması... bilgisayar ve internet teknolojisinin yüzde yüz toprak mamülü silisyum-silikonla olan ilişkisi... Dabbe’nin herkese aynı anda etki edebilmesi... internette aynı anda binlerce kişinin aynı adreste buluşması... .insanlarla konuşabilmesi... yeryüzü ve gökyüzü arsasını doldurabilmesi vs... filmi izlediğiniz zaman internet kavramının nasıl korkunç ve kontrol edilemez bir varlığa doğru gittiğini göreceksiniz...
Filmin senarist ve yönetmeni HASAN KARACADAĞ’ın Genetik uzmanı ve eski fizik olimpiyatları şampiyonu olduğunu düşünürseniz ve de Japon korku sinemasında çok önemli başarılar yakalamış olduğunu da hesaba katarsanız Dabbe’nin korkunçluk derecesini tahmin edebilirsiniz...
Türk korku sinemasında gerek konu gerekse anlatım biçimi olarak devrim yapacak olan Dabbe’yi kaçırmamanızı öneririz... Uyarıyoruz, bundan sonra maillerinizi kontrol ederken dikkatli olun zira KIYAMET VİRÜSÜ DABBE’NİN GENETİK VE QUANTUM FİZİĞİNE GÖRE BU GÜNLERDE VAR OLMA VE YAYILMA OLASILIĞI HAYLİ YÜKSEK!!!

izle:


Register or Login

12  SPoR DüNYaSı / Fenerbahçe / galatasaraylı olmak ayrıcılıktır neden mi bi bakın : 02 Mayıs 2008, 21:40:20
HER ZAMAN HER YERDE EN BÜYÜK FENER........

Galatasarayli olmak ayricaliktir. Neden mi?
- Kuruculari arasinda Sirp, Bulgar bulunan Fransizca ders görülen lisesine ayni ülkeden maddi destek alan, lakabi (Cim Bom Bom) Isviçre'den ithal olunan ilk
Türk Kulübü oldugu için.
- Türkiye 1. Ligi'nin ilk senesi rövans maçinda Fenerbahçe'den 4 gol yiyereksampiyonlugu kaybetmelerine karsin, ilk maçta çürük aglari delip geçen gol ile övünebildikleri için.
- 353 maçta 470 gol atip, 1.34'lük ortalamaya ulasmis Zeki Riza Sporel'i hiçe sa*****, kendi krallarini en büyük ilan ettikleri için.
- Fenerbahçe'ye karsi 78'e 65 resmi kupalarda, 43'e 19 özel kupalarda, 124'e 103 aralarindaki maçlarda geri olmalarina karsin, "En büyük biziz"
diyebildikleri için.
- 24 yildir 1. Ligde yer alan Trabzonspor'un istatistiklerini göz ardi ederek,
- "Avrupa Fatihi" olduklari için Galatasarayli olmak ayricaliktir.
Neden mi? 13 sene sampiyonluga hasret kalmis bir takim olarak, en fazla 6 sene bu özlemi çeken Fenerbahçe'ye o dönemde "Acilarin takimi" diyebildikleri için.
- Fenerbahçe Stadi'na ses düzeni kuruldugunda isyanlari oynayip, çok karsi olduklari ses düzeni ile, rakipleri sahaya çikarken "Cenaze Marsi" çaldiklari için.
- Yillar sonra sahip olduklari, hatta klip bile çektikleri kulüp marslarina, kendifutbolculari bile güldügü için.
- Yine, yillar sonra sahip olduklari geçmislerini anlatan bir kitapta yer alan 90 sorunun nerede ise yarisina, Fenerbahçe'yi konu ederek cevap verdikleri için.
- Yakin zamana kadar, taraftar sayilarindan sikayetçi olmalarıyla karsin,son yillarda tüm ölenleri Fenerli, doganlari Cim Bomlu (Isviçre'nin Servette Kulübü'nden alinmistir) kabul ederek rakiplerini yakaladiklari için.
- Fenerbahçe'nin "Halkin takimi" olmasini küçümseyerek, kendi aralarynda bile
- "Alayli", "Mektepli" diye ayrildiklari için,Galatasarayli olmak ayricaliktir!
- Galatasaray'in kalitesi, Galatasarayli bayanlarin da yer aldigi tribünlere getirilen, ebedi dostu Fenerbahçe'nin formasi giydirilmis sisme kadinlardan da anlasilabilir.

- Bu kadar ayricalik Galatasaray'a yeter de artar bile...

13  SPoR DüNYaSı / Fenerbahçe / Mateja Kezman'ı şaşırtan neydi? : 02 Mayıs 2008, 21:37:14


Mateja Kezman, PSV'de attığı gollerle dünyanın en iyileri arasına girdi ve bunun doğal sonucu olarak yıldızlar topluluğu Chelsea'nin yolunu tuttu.
Ardından İspanya Ligi'nde Atletico Madrid'in formasını giydi. Geçtiğimiz sezon geldiği Fenerbahçe'de kritik gollerle 100. yıl şampiyonluğuna katkı sağladı. Yeni sezonda daha iyi olacağına inanıyor, Turkcell Süper Lig'de gol atmanın oynadığı tüm liglerden zor olduğunu düşünüyor ve tek santrforlu sistemin sancılarını yaşadığını dile getiriyor.

Türkiye'de ikinci sezonunuz başlıyor. Öncelikle birinci sezonu değerlendirir misiniz?

Bence çok başarılıydık. Kulübümüzün 100. yılında şampiyonluğu kazandık. Bu kulübün tarihinde altın harflerle yazılacağız. Kişisel olarak da başarılı bir sezon geçirdiğimi düşünüyorum. Birkaç tane çok önemli gol kaydettim. Bu goller şampiyonluğun Kadıköy'e gelmesine yardımcı oldu. Yükselişler ve düşüşler de yaşadığım bir sezon oldu. Birkaç sakatlık yaşadım. Bu sakatlıklar dengemi biraz bozdu. Kasığımdan ve bileğimden sakatlandım. Yine de ilk sezonumun iyi geçtiğini düşünüyorum. Çünkü ilk sezonlar genellikle zor olur. Adapte olmanız için bir süre gerekir. Zaten takıma geç katılmıştım. 6 maç oynanmıştı. Takım arkadaşlarımı tanımam için süreye ihtiyacım vardı. Bir evim yoktu. Çocukların okul durumları belli değildi. Tüm bunları değerlendirmeye kattığınız zaman iyi bir sezon geçirdiğim için mutlu olduğumu söyleyebilirim. İkinci sezonumun birincisinde daha iyi olacağına inanıyorum.

Fenerbahçe'de tek santrfor olarak oynuyorsunuz. Bu pozisyondaki rolünüzden memnun musunuz?

Bu gerçekten zorlu bir iş. Kimse için kolay değil. Ama bunu yapmak zorundayım. Teknik direktör böyle bir sistem koyuyorsa bunu kabul etmeniz gerekir. Böyle bir pozisyonda oynamak, insanların beklediği gibi bir sezonda 25 gol atmamı da sağlayacak fırsatları yakalamamı zorlaştırıyor tabii. Bazen gazeteciler de beni sert biçimde eleştiriyor, ama insanların bir şeyi anlaması lazım; oynadığımız oyuna baktığınız zaman benden bu kadar gol atmamı beklememeniz gerekir. Bu sistemde gol pozisyonuna girmeden bitirdiğim maçlar da oluyor. Zico'nun sisteminde güçlü bir savunmayla gol yememeyi ve atacağımız gol veya gollerle maçı kazanmayı hedefliyoruz. Bu sistem bize geçen sezon istediğimiz sonuçları da kazandırdı. Bu sezon da buna devam edeceğiz ve benim işim yine zorlu olacak. Ben elimden gelenin en iyisini yapacağım. Fenerbahçe'de herkes beni davranışlarım, tutkum ve kulübe olan sevgim nedeniyle çok seviyor. Ben sahada hep kalbimi ortaya koyuyorum. Bazen gol atarsınız, bazen atamazsınız ama bu sistemde elimden gelenin en iyisini yapıp her sezon 15-20 gol arası atmayı hedefliyorum.

Chelsea'de de böyle bir pozisyonda oynuyordunuz ve belki takımda rekabet de çok fazla olduğundan oradan ayrılmıştınız.

Chelsea de böyle oynuyordu doğru ama benim oradan ayrılışımın farklı nedenleri vardı. Oradaki üçüncü ayımda, ayrılacağımı biliyordum. Londra'ya uyum sağlayamamıştık ve çocuklarım sürekli hasta oluyordu. Hava depresifti ve sürekli yağmur yağıyordu. Ben bir Akdeniz insanıyım ve sıcakkanlıyım. O yüzden Atletico Madrid'den gelen teklifi değerlendirdim. Chelsea'deki rekabete rağmen 38 lig maçının çoğunda sahaya ilk onbirde çıktım. Çok gol atamadım belki ama takımım için çok iyi işler yaptığıma inanıyorum. Orada da şampiyonluğu kazandık. Kariyerimde 4 farklı ülkede 6 şampiyonluğum var. Bunun büyük başarı olduğunu düşünüyorum.

PSV'de herkes benim için oynuyordu

PSV'de oynarken çok müthiş bir gol yüzdeniz vardı. 125 maçta 108 gol gibi.

Evet, ona yakın bir sayıydı. Orada kulüp tarihinin bütün gol rekorlarını kırdım. Orada durum şuydu: Solda Robben, sağda Rommedahl, yanımda Vennegoor of Hesselink ve arkamda Van Bommel vardı. Bu oyun şablonunda herkes benim için oynuyordu ve pek çok pozisyona giriyordum. Takım olarak çok iyi bir atmosfer yakalamıştık. Herkes birbirini seviyordu. Genç bir takımdık ve çok iyi bir teknik direktörümüz vardı. Guus Hiddink benim için dünyadaki en iyi teknik adamdır ve babam gibi görürüm. Böyle bir ortamda her şey benim için çok iyi gitti. Hiddink'le iki sezonda yaklaşık 60 maçta 70'in üzerinde gol attım. Avrupa'da da 8-10 golüm vardı. Çok gol atıyordum çünkü mutluydum ve takım hücum futbolu oynuyordu. Oranın en golcüsüydüm. Sudaki balık gibi rahattım. Ama bu sistemde daha çok kontratak oynarken ve kanatlardan fazla top alamadığım zaman benim için kolay olmuyor. Ancak uyum sağlamak için mücadele ediyorum. Takımın üç puanı alması için elimden geleni yapıyorum.

Guus Hiddink'in sizin için bir baba gibi olduğunu söylediniz, peki Jose Mourinho nasıldı?

O farklı bir insan ve ona çok saygı duyuyorum. Hiddink bir aile babası gibidir. Herkese saygı gösterir. Mourinho ise tamamen farklıdır. Genç, hırslı ve kibirlidir. Ama arada şakalar da yapar. Onunla da gidip konuşabilirsiniz. Ama çok sıklıkla değil. Tamamen farklı bir deneyim. Böyle iki farklı teknik adamla çalışmak benim futbol kariyerim için önemli bir deneyim oldu. Bu iki teknik direktörün dünyada son 10-20 yılın en başarılı iki teknik direktörü olduğunu düşünüyorum.

Mourinho'yla aramız iyidir, beni sever. Beni göndermek istememişti ama ailemi dinledim ve gitmek istediğimi söyledim. Bana ödediklerinden daha fazla parayı kendilerine ödeyecek bir kulüp çıkınca da beni satmayı kabul ettiler. Mourinho ile hâlâ konuşuruz.

İstanbul'da hayat nasıl?

Gerçekten çok mutluyum. Ailem şu ana kadar oynadığım diğer tüm şehirlerden daha çok seviyor İstanbul'u. Bunun nedeni öncelikle İstanbul'un güzel bir şehir olması ve Belgrad'a bir saat mesafede bulunması. Ayrıca sabah ve akşam iki uçak var ve vizeye de ihtiyaç yok. Arkadaşlarımız, akrabalarımız rahatça buraya gelebiliyor. Çok güzel bir evimiz var. Herkes yardımcı olmaya çalışıyor. Fenerbahçeli herkesten büyük bir sevgi görüyorum. Çocuklarım uluslararası bir okula gidiyorlar ve mutlular. Tam anlamıyla yerleşmiş durumdayız ve yeni sezona hazırız.

Rakiplerimiz de beni seviyor

Buraya ilk geldiğinizde diğer takım taraftarlarından büyük tepkiler göreceğinizi düşünmüştüm. Ama şu an size saygı duyduklarını görüyorum.

İstanbul'da sokakta yürürken kimse bana kötü bir söz söylemedi. Beşiktaş'ta veya Galatasaray'da yürüdüğüm zamanlarda bile böyle bir şey olmadı. Benim yanıma gelenler hep olumlu şeyler söylüyor. Beni kendi takımlarında görmek istediklerini söylüyorlar. Böyle bir saygı beni gerçekten şaşırttı. Böyle olacağını hiç tahmin etmezdim.

Madrid'de bu durum nasıldı?

Taraftar her yerde çok ateşlidir. Eğer işler iyi gidiyorsa kralsındır, gitmiyorsa seni öldürmeye hazırdırlar! Burada da durum aşağı yukarı böyle. Tüm Akdeniz'de yaklaşım böyledir. Akdeniz davranış biçimi diyebiliriz. Atletico Madrid ve Real Madrid arasında da büyük bir rekabet var. Sürekli kavgalar çıkar ama her oyuncuya büyük saygı duyulur. Futbolcuları çok severler ve kral gibi davranırlar. Bu yüzden orada da böyle bir sorun yaşamamıştım.

Sırbistan, Karadağ'la ayrılınca çok iyi bir performans sergilemeye başladı ve bunu da Euro 2008 grubunda gösteriyor. Orada neler oldu, biraz anlatır mısınız?

Aslında Dünya Kupası'na kadar gidiyor bu hikâye. Dünya Kupası grubunu beraber oynadık ve kupadan iki hafta önce iki ülke ayrıldı. Dünya Kupası'na Sırbistan ve Karadağ olarak katılma kararı alındı daha sonra. O Dünya Kupası eleme grubunda çok önemli maçlar oynadık ve gruptan çıkma başarısını gösterdik. Kariyerimin en önemli beş golünü o elemeler sırasında kaydettim. Uzun bir aradan sonra takımımı Dünya Kupası'na taşıdım. Bu bir futbolcu için çok büyük anlamlar ifade eder, çünkü milli takım için oynamak herkesin rüyasıdır ve milli takımla bir şeyler başarmak bunun daha da ötesidir. Küçük bir ülkeyi Dünya Kupası'na taşıdığınız zaman büyük bir kahraman olursunuz. O maçlarda hissettiğim duygular hayatımın en yoğun ve önemli duygularıdır. Şu an ise Milli Takım'dan ayrı kaldığım bir dönemdeyim. Benim ve teknik yönetimin uyuşmadığı bazı konular var. Aynı dili bir türlü konuşamıyoruz. Ama benim için bir açıdan iyi oldu, çünkü şu an tüm konsantrasyonumu Fenerbahçe'ye verebiliyorum. Lig, Avrupa kupası ve milli maçlarda oynarken şimdi sadece lige ve Avrupa kupası maçlarına odaklanmak daha iyi olabilir.

Süper Lig beni şaşırttı!

Turkcell Süper Lig'i nasıl buldun?

Biraz şaşırdım. Dürüst olmak gerekirse kalitenin, sahaların ve stadyumların bu kadar iyi olmasını beklemiyordum. Fenerbahçe oynadığı zaman tüm statlar doluyor. Çok iyi bir futbol atmosferi olduğuna inanıyorum. Sert bir futbol oynanıyor, gol atmak hiç kolay değil. Gol atmanın İspanya, Hollanda ve İngiltere'den çok daha zor olduğunu söyleyebilirim. Savunma oyuncuları güçlü ve hemen hemen tüm takımlar tek forvet oynuyor. Türkiye'de bu sistem çok popüler. İspanya'da hemen hemen her takım çift forvet oynar. Burada takımlar İtalya'daki katenaçyo sistemiyle oynuyor gibi. Hep savunma öncelikli.

Tempo biraz düşük sanki değil mi?

Bence o kadar değil. Maçlar belki çok yüksek bir tempoyla oynanmıyor ama çok da düşük bir tempo yok. Son sezonlarda lige iyi yabancılar geldiğini görüyoruz. Büyük yatırımlar yapan kulüpleriniz var. Turkcell Süper Lig'in yükselişte olduğunu düşünüyorum ve bu da beni mutlu ediyor. Dürüst olmam gerekirse buraya gelirken gol atmanın çok kolay olacağını düşünmüştüm. Hollanda'daki istatistiklerime ulaşırım sanmıştım ama hem sistemden hem de ligdeki rekabetten bu rakamlara ulaşmam zor. Ligde bazı takımlar liberolu sistemle oynuyor örneğin. Avrupa'da uygulanmayan köhne bir sistem bu. Kendi evimizde oynarken takımlar 7 kişiyle sürekli savunma yapıyor. Bu durumda gol atmak da biraz zor oluyor. Bence bu ligde 15-20 gol atmak büyük başarıdır.

Madrid'deyken Roberto Carlos'la rakiptiniz. Şimdi aynı takımdasınız. Onu nasıl buldun?

Madrid'deyken onunla görüşürdük. Ortak arkadaşlarımız vardı. Birkaç kez yemeğe çıkmış ve konuşmuştuk. Birkaç kez de karşılıklı oynadık. Ona büyük saygım var, çünkü Şampiyonlar Ligi'ni 3, Dünya Kupası'nı 2 kez kazanıp, Madrid'de 10 sezon oynadı. Buna saygı göstermek gerekir. Ayrıca çok iyi bir insan. Çok iyi bir karakteri var. Tam bir lider. Hep kazanmaya aç. Bu takıma büyük katkıları olacak, buna eminim.

Fenerbahçe'yi kariyerinizde bir basamak olarak görüyor musunuz? Bir sonraki hedefiniz nedir?

Burada 3 yıl daha kontratım var. Bitene kadar burada kalabilirim. Hatta belki o zaman sözleşme yenileriz. Ama futbolda geleceği hiç bilemezsiniz. Atletico'dayken iki günde Fenerbahçe'ye geldim. İki günde hayatınızı değiştiriyorsunuz. Yeni teknik direktör gelmiş ve bana büyük güven vermişti. Oynayacağımı söylüyordu. Çok iyiydi aramız. Ama iki gün sonra satıldığımı söylediler ve Fenerbahçe'yle görüşmelere başladım. Bu yüzden futbolda ne olacağını hiç bilemezsiniz. Burada mutluyum ve umarım önümüzdeki yıl yine böyle bir sezon geçiririz ve şampiyon oluruz. Ama bu sezonun en önemli hedefi Şampiyonlar Ligi'dir. Bu kolay olmayabilir ve çok güçlü takımlarla oynayabiliriz. Ancak gruplara kalmak için her şeyi yapmamız gerek, çünkü geçen sezon Şampiyonlar Ligi'ne kalamadık ve bunun ne kadar üzücü olduğunu ben bilirim. Çünkü o ligde 50'nin üzerinde maça çıktım. Henüz 28 yaşındayım ve kariyerimin zirvesi önümde uzanıyor. En üst düzeyde beş sezon daha oynayabilirim. Belki Avrupa'ya bir kez daha giderim, belki gitmem. Bunu göreceğiz.

Takımdaki genç oyunculara Şampiyonlar Ligi'nin öneminden bahsediyor musunuz?

Konuşuyoruz elbette. Bu ligde büyük bir deneyimim var. 6-7 sezon sürekli bu ligde oynadım. Orada oynamak inanılmaz bir duygu. Çünkü tüm Avrupa'nın sizi izlediğini biliyorsunuz. Bir gol attığınızda herkes sizi konuşur. Buraya ulaşmak bizim için büyük bir başarı olacak.


Ben Yugoslavım

Bu röportajda politikaya girmek istemeyebilirsiniz ama ben yine de sormak istiyorum. Sırbistan'da hayat nasıl gidiyor?

Hayat iyiye gidiyor. Belgrad Avrupa'nın önemli şehirlerinden birisi olma yolunda ilerliyor. Politik olarak Kosova problemimiz var. Bu nedenle Avrupa Birliği'ne giremiyoruz. Ama bir çözüme ulaşılacağına eminim. Umarım sakin bir şekilde olur. Çünkü savaşlardan ve insanların öldürülmesinden bıktık. Nefret ediyorum. Ben kendimi hâlâ bir Yugoslavyalı gibi hissediyorum. Sırpım ama Yugoslavya'da doğdum ve orada büyüdüm. Tatillerimde Yugoslavya'ya gidiyorum. Bosna'ya, Hırvatistan'a Slovenya'ya gidiyorum. Ben Yugoslavım ve hayatım boyunca öyle kalacağım. Bir ülkede politikanın ve ekonominin istikrarlı olması çok önemli. Son beş yıla nazaran Belgrad'da büyük gelişmeler var. Tamamıyla farklı şu an.

Türkiye'deki politik gelişmeleri takip ediyor musunuz?

Çok değil. Sırbistan'da da takip etmem pek zaten. Pek okumam. Seçimlerde oy kullanmam. Milletvekili olmam için defalarca arandım ama hep reddettim. Çünkü bu bana göre bir iş değil. Ben insanlarım için, onların iyi yaşam sürmeleri için hayatım boyunca mücadele ederim ama bunu politikaya alet olarak yapmam. Bu dünya politikayla dönüyor olabilir ancak ben her insan için çok gerekli olduğunu düşünmüyorum. Eğer iyi bir kalbiniz varsa ve iyi bir insansanız sizin politikaya ihtiyacınız yoktur. Politika parayla alakalıdır. Ben bugün birisi, yarın başkasıyla olmayı da sevmem. Hayatım boyunca bu tip siyasi ilişkilerim olmayacak.

Kızılyıldız ve Dinamo Zagrep arasında oynanan o "ünlü" maçı hatırlıyor musunuz?

Büyük bir kavga çıkmıştı o maçta. Sporu bir neden bulmak için ve aptalca hikâyeler uydurmak için kullanan bazı kişiler vardı. Bugün Sırbistan'ın en iyi elçileri sporcularıdır. Eğer spor olmasaydı dünyanın yüzde 50'sinin bugün Sırbistan diye bir ülkenin varlığından haberi olmazdı. Ama basketbol, voleybol, futbol ve hentbol gibi sporlarda finallere kaldığınız zaman adınızı duyurursunuz. O günü hatırlıyorum ama o gün o sahada kavga eden futbolcular bugün arkadaşlar. O tamamen sporun içine politika karıştırmaya çalışanların işiydi. Ne kadar insanın öldüğüne bir bakın. Ben pek çok arkadaşımı, aile fertlerimi kaybettim. Ne için? Bugün insanlar birbirlerini ziyaret etmeye başladılar. Saraybosna, Belgrad, Ljubljana ve Üsküp'e gidiyor insanlar.

İstanbul'da boş zamanlarında neler yapıyorsun? Bir akşam güzel bir Boğaz Restoranı'nda karşılaşmıştık.

Evet, İstanbul restoranlarını seviyorum. Boğaz çok güzel. Denizi çok severim. Hayatımın son 20 yılını deniz kenarında geçirmeyi planlıyorum. Balık tutmayı, dalmayı ve rahat hayatı severim. Gece hayatından hoşlanmam. Ailemle vakit geçirmeyi tercih ederim. Evimden çok memnunum. Üç çocuğumla vakit geçiriyorum. Onları okuldan alıyorum. Oğlum Fenerbahçe minikler takımında oynuyor. Her şey güzel ve biz çok mutluyuz. Ailemiz ve arkadaşlarımızla gezmeye çıkıyoruz. İstanbul bize güzel bir yaşam için her şeyi sağlıyor.

Uğur Boral'la da arkadaşsınız değil mi?

Elbette öyle. Tartışmalar olur. Dünyanın en büyük oyuncuları tartışıp kavga ediyorlar. Biz Chelsea'de her beş günde bir kavga ederdik. Üzerimizdeki baskı inanılmaz bir stres yaratmıştı çünkü. Önemli olan ertesi gün bununla ilgili konuşarak sorunu çözmektir. Bu tartışma bittikten sonra oturup bir şeyler içebilmeli ve birbirinizin gözünün içerisine bakabilmelisiniz. Ben arkamda hesap bırakmayı seven bir insan değilim. Bir sorun görüyorsam bunu o an direkt olarak söylerim ve orada çözmek isterim. Eğer o gün kafama takılan bir şey olmuş ve ben onu çözememişsem bu beni uyutmaz. Uğur Boral'la arkadaşız, ki aslında olmak zorunda da değiliz. Ama benim için hayatta en önemli şey saygıdır. Eğer insanlar birbirine saygı duyuyorsa sorun kalmaz
14  Güncel / Bilim ve Teknoloji / Facebook MSN&裟e rakip mi oluyor? : 02 Mayıs 2008, 21:21:22
Facebook yarından itibaren anlık ileti sistemini başlatıyor

Sosyal paylaşım sitesi Facebook, anında ileti sistemini başlatıyor. 69 milyon üyesi ile sosyal paylaşım sitelerinin en büyüğü olan Faceebook yarından itibaren anında iletişim sistemi başlatcağını duyurdu. Facebook üyeleri artık kendi aralarında, gerçek zamanlı mesajlaşabilecek.

Facebook üyeleri bundan sonra kendi listelerideki diğer üyelerin online olup olmadıklarını anında görebilecekler ve online üyelerle anında mesajlaşabilecekler. Facebook anında mesaj sisteminde üyeler sadece bire bir chat yapabilecek. Facebook Chat&񗝉in ABD &񗝈de 80 milyon üyesiyle en popüler olan AOL&񗝉in pazarını büyük ölçüde etkileyeceği, 110 milyon üyeli Myspace chat&񗝉in de Faceebook&񗝉un anında mesaj sistemine geçmesinden oldukça etkileneceği belirtildi. Facebook chat öncelikle Stanford, Berkeley, Harvard, Yale ve Brown gibi networkler arasında uygulamaya geçtikten sonra diğer networklerde de başlatılacak
15  SPoR DüNYaSı / Anadolu Takımları / kadıkoy fatihi BURSASPOR : 02 Mayıs 2008, 21:19:33

Biz bu filmi daha önce görmüştük... Turkcell Süper Lig'de 23. hafta mücadelesinde Fenerbahçe, Şükrü Saracoğlu Stadyumu'nda Bursaspor'u konuk etti. Tarih bir anlamda Kadıköy'de tekerrür etti. Bursaspor Fenerbahçe'yi evinde 2-0 mağlup ederken, konuk ekibin gollerini 28. dakikada (penaltı) ve 85. dakikalarda Sinan Kaloğlu kaydetti. Gecenin yıldızı sakatlığı sebebiyle oyuna 11'de başlayamamış 27. dakikada Serkan'ın sakatlanmasıyla oyuna dahil olmuştu...

Fenerbahçe teknik direktörü Arthur Zico'nun Bursaspor mücadelesinde bambaşka bir 11'i sahaya sürerek oynadığı kumar tutmadı... Fenerbahçe'nin yedekleri ise takımlarının şampiyonluk için mücadele ettiği ligde Bursaspor maçıyla kendilerine şans buldular ama sınıfta kaldılar...

Fenerbahçe evinde oynadığı son 37 resmi maçta yenilgi yüzü görmemişti. Bu seri geçtiğimiz sezon Bursaspor karşısında alınan 1-0'lık yenilginin ardından başlamıştı. O maçta yine meşin yuvarlağı filelerle buluşturan Sinan Kaloğlu'ydu ve tecrübeli forvet oyuncusu bugün de güzel futbolunu golleriyle süsledi takımına galibiyeti getirdi. Hafta içi Sevilla karşısında aldığı 3-2'lik galibiyetle büyük moral bulan, taraftarını sabahlara kadar sokaklara döken Fenerbahçe şampiyonluk yarışı içinde olduğu Turkcell Süper Lig'de evinde aldığı bu yenilgi ile kuşkusuz önemli bir yara almış oldu. Galatasaray Kasımpaşa karşısında 3 puana uzanırsa zirvede puan farkıını 4'e çıkaracak...

ZİCO ve KUMARI...

Bursaspor maçına Fenerbahçe teknik direktörü Arthur Zico bambaşka bir 11 çıkardı. Kuşkusuz maç öncesinde en çok konuş lan olay bu oldu. Maldonado'yu 11'e koyan ama Şilili futbolcunun sakatlanmasıyla Aurelio'yu ilk 11'e almak zorunda kalan Zico, Alex, Kezman, Deivid, Lugano, Edu gibi as oyuncularını da ilk 11'de düşünmedi.Gökhan Gönül'ün ilk 18'de yer almadığı karşılaşmaya Fenerbahçe böyle bir 11 ile başladı; Volkan, Önder, Yasin, Can, Vederson, Colin Kazım, Kemal, Aurelio, Ali Bilgin, Semih, İlhan...

Teknik açıdan Bursaspor'da ilk yarıda ise erken bir değişiklik yaşandı. Romaschenko Samet Aybaba tarafından 40. dakikada oyundan alındı. Bursaspor'da oyuna giren futbolcu bu sezon gösterdiği iyi performansla parlayan genç isim Volkan Şen'di.

F.BAHÇE BAŞLADI, BURSASPOR BİTİRDİ

Karşılaşmada ilk yarıda Fenerbahçe'nin diğer 11'i diyebileceğimiz futbolculardan kurulu takım Bursaspor karşısında istediklerini sahaya yansıtamadı. Oyunun ilk bölümü içinde sarı-lacivertli futbolcular ne kadar Bursaspor kalesinde etkili olup, golü çok daha fazla düşünen takım olsa da 45 dakika içindeki tek golü 28. dakikada Sinan Kaloğlu kaydetti. Sinan kendi hazırladığı pozisyonda ceza sahasına girerken Yasin ve Can ile karşılaştı, yerde kaldı. Hakem Bünyamin Gezer tereddütsüz penaltı noktasını gösterdi...

Öte yandan ilk yarıda özellikle geri dörtlüde Can ve Yasin uyum sorunu yaşarken, Önder Turacı da zaman zaman yaptığı hatalar ile göze çarptı. Karşılaşmanın ilk yarısında Fenerbahçe cephesinde göze çarpan bir diğer nokta ise kanatların tamamen çalışmıyor oluşuydu. Sarı-lacivertli ekip ne sağ kanattan, ne de sol kanattan bir futbol takımının yapması gereken bindirmeleri yapamadı...

Ceza sahası çizgisi üzerine atılan uzun paslarda ise Semih'in indirdiği noktalarda diğer oyuncular devamını getiremedi. İlk yarıda Fenerbahçe golü yemeden önce önemli bir pozisyonundan yararlanamazken, konuk Bursaspor'un belirli zaman dilimleri içindeki güzel futbolcu ve kaçırdığı net iki yüzde yüzlük gol pozisyonu akıllarda kaldı.

Bursaspor soyunma odasına 2-0 önde gidebilecekken Tum'un ilk yarıda boş kaleye karşı atamadığı gol Bursaspor teknik direktörü Samet Aybaba'yı adeta çileden çıkardı. Mücadelede ilk yarıda Sinan Kaloğlu'nun tek golü vardı ve soyunma odasına konuk ekip 1-0 önde gitti. Öte yandan ilk yarıda hakem Bünyamin Gezer'in kendinden ödün vermeyen görüntüsü ve kartlarını net bir şekilde kullanması da dikkat çekti...

KURTARICILAR ALEX, UĞUR ve DEIVID

Mücadelenin ikinci yarısına iki teknik adamda aynı 11'lerini sahaya sürerek başladı. Zico uzun süre şans verdiği futbolcularına ise 56 dakika dayanabildi. Şampiyonluk yolunda giden Fenerbahçe'de Bursaspor karşısında 56. dakikada Uğur Boral ve Alex de Souza kurtarıcı olarak sahaya sürüldü. Arthur Zico Kemal ve İlhan'ı saha kenarına aldı. Oyunda kaldığı süre içinde İlhan Burasaspor defansı arasında çok fazla etkili olamazken, iki net pozisyonda vurduğu kafa vuruşunda meşin yuvarlak fileler ile buluşamamıştı...

Alex ve Uğur Boral'ın girişiyle oyunda hakimiyeti tamamen ele geçiren Fenerbahçe rakibinin de 1-0'ın pskolojisiyle geriye yaslanmasıyla daha rahat bir futbol oynadı. Fenerbahçe'nin bu rahat futboluna rağmen yakaladığı pozisyonlar ise çok fazla değildi. Alex 63. dakikada Semih'in düşürülmesiyle kazanılan frikikte yaptığı vuruş ise kuşkusuz tüm futbolseverlerin nefesini kesti. Top futbol tabiri ile iki direğin birleştiği yer olan 'çatala' çarparak dışarı gitti. Taraftarların bu vuruşla ateşlenmesi ise kısa sürdü.

F.BAHÇE UYUYOR, TARAFTAR DA EŞLİK EDİYOR

Zico'nun Alex ve Uğur Boral müdahalesinden sonra son hamlesi ise 70. dakikada Deivid de Souza'yı Colin Kazım Richards'ın yerine sahaya sürmesiydi. Fenerbahçe tribünleri Colin Kazım Richards oyundan çıkarken ise genç futbolcuya olan tepkilerini ıslıklarla dile getirdi.

Mücadelede ikinci yarının büyük bir bölümünde Bursaspor oyunu geride kabul eden, daha sakin ve oynatmama düşüncesine sahip olan bir taktikle oynadı. Geçen dakikalar karşısında Fenerbahçe'nin durgun futboluna, ateşlenmeyen yapısına bir bakıma Saracoğlu'nda maçı izlemeye gelen taraftarlar da eşlik etti. Fenerbahçe taraftarı takımlarının kendisini ateşlemesini, takımdaki futbolcular da taraftarların kendini ateşlemesini bekliyordu ve maç oyunda son dakikalara girilene kadar bu şekilde devam etti.

SİNAN KALOĞLU YİNE, YENİDEN VE 'SON'

Maçın ikinci yarısında herkes Fenerbahçe'den gol beklerken 85. dakikada sahneye çıkan isim yine Bursasporlu Sinan Kaloğlu'ydu. Sinan ceza sahasına güzel hareketlerle girdi. Yasin'i yere yatırdı geçti ve düzgün bir vuruşla Bursaspor'u 2-0'a taşıdı. Bu golden sonra tribünlerdeki hareketlilik ve Fenerbahçeli taraftarların maçı terkedişleri ise gözden kaçmadı. İkinci yarıda Fenerbahçe'nin çok pas yapan ve bir türlü tempoyu arttıramayan görüntüsü sarı-lacivertli ekip için kötü sonu hazırladı. Zico'nun 11'de 9 değişik futbolcuyu sahaya sürmesi ve bu futbolcuların uzun süredir birlikte oynamıyor oluşu da Bursaspor karşısında alınan yenilgide Fenerbahçe cephesini etkileyen faktörlerden biriydi.

Durgun Fenerbahçe ikinci yarıda isteksiz görüntüsüyle taraftarına mutsuz bir gece yaşatırken, Bursaspor'da zafer şarkıları vardı. Yeşil-beyazlı ekip yine, yeniden 1 sene sonra Fenerbahçe'nin evindeki saltanatını 2-0'lık skorla sonlandırdı. Bu skorun ardından Bursasporlu futbolcular Kadıköy'de taraftarını selamlayarak, zafer şarkılarıyla terkederken puanını 27'e çıkardı. Fenerbahçe ise 50 puanda kaldı...

MAÇTAN DAKİKALAR (İLK YARI)

5. dakikada sağ kanattan Kazım'ın ceza sahasına yaptığı yüksek ortaya, altı pas içerisinde İlhan'ın yaptığı kafa vuruşunu Vega ayağıyla çıkarmayı başardı. Dönen topla buluşan Kemal'in şutu yandan auta gitti.
13. dakikada Bursaspor ceza sahasının dışında topla buluşan Kemal'in şutunda top yandan auta gitti.
23. dakikada ani gelişen Bursaspor atağında, kendi yarı sahasından aldığı topla ilerleyen Cihan'ın Fenerbahçe ceza sahasına girmeden yaptığı sert vuruş yandan auta gitti.
27. dakikada topla ceza sahasına giren Sinan Kaloğlu'nun yerde kalması üzerine hakem penaltı noktasını gösterdi.
28. dakikada kazanılan penaltı atışını kullanan Sinan, topu ağlarla buluşturdu ve Bursaspor'u karşılaşmada öne geçirdi. 0-1
33. dakikada Sinan Kaloğlu'nun pasıyla Fenerbahçe ceza sahasına giren Tum'un şutunda top Volkan'a çarparak hız kesti, sol çaprazda topu tekrar önünde bulun siyahi oyuncunun müsait pozisyondaki vuruşu yandan auta gitti.

MAÇTAN DAKİKALAR (İKİNCİ YARI)

53. dakikada sağdan Kazım'ın ceza sahasına yaptığı ortaya penaltı noktası üzerinde iyi yükselen İlhan'ın kafa vuruşunda top yandan auta gitti.
62. dakikada Bursaspor ceza sahasının önünde serbest atışı kullanan Alex 'in vuruşunda top iki direğin birleştiği köşeye çarparak auta çıktı.
73. dakikada Vederson'un uzaktan şutunda defansa da çarpan top kaleci Vega'da kaldı.
85. dakikada ani gelişen Bursaspor atağında Fenerbahçe defansının arkasına atılan topa hareketlenen Sinan Kaloğlu, sol çaprazdan şık çalımlarla ceza sahasına girdi önünü boşaltarak yaptığı vuruş filelere gitti. 0-2

STAT: Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu
HAKEMLER: Bünyamin Gezer, Erdinç Sezertam, Nihat Mızrak
FENERBAHÇE: Volkan Demirel, Yasin, Vederson, Can, Önder, Kemal (Alex dk. 56), Mehmet Aurelio, Ali Bilgin, Kazım (Deivid dk. 70) , Semih, İlhan (Uğur Boral dk. 56)
TEKNİK DİREKTÖR: Arthur Zico
YEDEKLER: Volkan Babacan, Lugano, Kezman, Selçuk
BURSASPOR: Vega, Ömer Aysan, Egemen, Ömer Erdoğan, Bekir Ozan, Serkan (Sinan Kaloğlu dk. 26), Cihan, Romeschenko (Volkan Şen dk. 40), İsmail, Mustafa Sarp, Tum (Zuniga dk. 90)
TEKNİK DİREKTÖR: Samet Aybaba
YEDEKLER: Yavuz, Yenal, Vandelannoite, Gutienrez
GOLLER: Sinan Kaloğlu (dk. 28 ve dk. 85)
SARI KARTLAR: Yasin, Semih, Ali Bilgin, Mehmet Aurelio (Fenerbahçe), Egemen, Mustafa Sarp, Ömer Aysan (Bursaspor)

Sayfa: [1] 2 3 4
Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Hersey

Theme Edit StromKiller |


Google ve orumceklerin son ziyareti 03 Ocak 2009, 07:55:22